Az önce olimpostaki tatilden fotoğraflara bakıyordum, çok güzel gezmişiz, deniz, sahil, kayalar, gece sahilde ateş yakıp bira ve şarap içmek, gündüz çok yüksek kayalara tırmanıp ordaki güzel deniz manzarası eşliğinde sosis mangal yapıp yemek ve s. Fotoğraflara devam ediyorum, bot bulmuşuz, botla denizin içinden mağaraya girdik, çok güzel ve ilk kez yaşadığımız için belke, heyecan verici anlar.
Olimpos tarihi bir şehirmiş, aslında denize giderken eski surları ve antik yapı kalıntılarını farketmiştik ama pek umursamadım, tarihse tarihtir diyerek geçtim, sadece taşlara dikkat ettim, çok düz ve güzel kesilmişlerdi, o zamanlar bu kadar düz formlarda nasıl kesmişler diye düşündüm ve geçtim, belke son zamanlarda inşaat firmasında çalıştığım için benim kafam o kadar tarihle zengin kalıntılardan sadece düz kesilmiş taşları farketti. Aynı zamanda oralarda yürürken herhalde yerlerin tarihi hakkında kısa bilgiler veren tabelalar vardı ama onları okuyacak zamanımız yoktu, çünkü gidip güneşlenecektik, yüzecektik, kalenin en üstüne tırmanıp o bin yılları temsil eden kalıntıların üzerinde sosis mangal yapacaktık, bu bizim için daha önemliydi açıkçası.
Şimdi üzerinden 3 hafta geçti, oturup fotoğraflara bakıyorum, ve aralarında bir tabelanın fotoğrafı var, fotoğraflara defalarca bakmıştım ve o tabelayı hep atlamıştım, tıpki olimposta gezerken o tabelaları okumaya üşendiğim gibi. Ama bu sefer bütün fotoğraflara döne döne bakmaktan fotoğrafları nerdeyse ezberlediğim için bu tabelayı okuyayım dedim ve biraz zoom yapıp başladım okumaya. Olimpos 2200 yıllık tarihe sahip bir şehirmiş, ve zamanında kendi parasını basan, ticaret yapan çok güzel ve zengin bir kentmiş, onun da inişli çıkışlı dönemleri olmuş, korsanlar şehri ele geçirip üzün süre kontrollerinde tutup şehri soymuşlar, sonra roma devleti onu tekrar geri almış ve zengin bir iş adamı şehrin yeniden yapılandırılması için para harcamış ve Olimpos kenti eski güzelliğine kavuşmuş. Daha sonra defalarca çeşitli devlet veya güçler arasında Olimpos için çekişmeler olmuş, Olimposu seven Roma iktidarları gelip Olimposta bir süre kalmış, Strabon bile kendi yazılarında Olimpos hakkında çok bahsetmiş. Sonra 15 yüzyılda Akdenizde kontrolü Osmanlı eline geçirmiş ve Olimpos da Osmanlı kontrölüne geçmiş. Boşalan olimpos ondan sonra artık bir harabe olarak kalmış, kimse dönmemiş, yerleşmemiş, şehir terkedilmiş ve yavaş yavaş tarihe karışarak, bugünkü antik halini almış. Düşünüyorum, insanlık olarak niye böyle birşey yaptık ki? Neden güzel bir şehri ele geçirip orayı harabeye çevirdik ki? Yunanlar veya Türkler veya Rumlar, kimin oturduğu veya kimlerin karışık olarak o şehirde oturduğunun ne önemi var ki? Güzel bir şehir güzel olarak kalsa olmaz mı? İlla da kendi milliyetimden olan, illa da benim köyümün şivesi ile konuşan insanlar oraya mı yerleşmeli? Orayı kurmuş, dikmiş, şehir yapmış insanları kovmak hevesi hangi hakla veya hangi nedenle doğuyor ki? Orayı ele geçirip kendi insanlarını yerleştirirsen bile kısa bir süre sonra, yani şehrin kaynakları tükendikten sonra oranın da diğer yerler gibi yağmalanmış terkedilmiş yapılar haline geleceğini tahmin etmek zor değildir. Ama insanlar yapıyor işte.
Microsoft’ta inovasyon yok diyenlere güzel bir cevap, PhotoSynth. Photosynth hakkında daha önce okumuştum ama site herkese açık olmadığından deneyememiştim, dün ise Photosynth’i herşeyi ile deneyip, bütün özelliklerini test etme fırsatım oldu.
Photosynth tam anlamıyla bir teknoloji harikası, bu bir twitter veya delicious değil, arkasında binlerce satır kod bulunan, sağlam bir hesaplama gücü gerektiren ve harikalar yaratan birşey. Photosynth, yüklediğiniz belli bir yerin fotoğraflarını karşılaştırıyor ve üst üste düşen görüntü kısımlarını otomatik olarak birleştirerek daha büyük görün elde etmenizi sağlıyor. Fotoğrafların, farklı makinelerle, farklı çözünürlükte ve farklı mevsimlerde veya tarihlerde çekilmesi önemli değil, photosynth görüntüyü inceleyip ortak noktaları birleştirmeyi başarıyor. Aşağıda İzmir’in Efes bölgesindeki antik tiyatronun resimlerinden oluşmuş bir synth ekliyorum.Bu synth’te farklı farklı insanlar tarafından, farklı makinalarla, farklı tarihlerde farklı açılardan çekilmiş 273 fotoğrafın %99 bir oranla senkronize edilmiş halini görüyorsunuz. Microsoft’ta Ar-Ge yok, microsoft’ta inovasyon yok diyenlere güzel bir cevap oldu bu bence, her fırsatta microsft’a b.k atanlara da güzel kapak oldu. Photosynth’in arkasındaki takımı kutluyorum.
hmm, şimdi, uzun süredir yazmıyorum farkındayım, aslında yazılacak birçok önemli gelişme yaşandı ve piyasayı sürekli takip eden biri olarak önemli gelişme nedir iyi bilirim, ama yazmadım işte.
Az önce ise birşey okudum, önemli bir gelişme değil, yeni ürün değil, satın alma değil, haber değil, küçük bir değişiklik: Jason Calacanis blogunda yazmayı bıraktı.
Calacanis da kim demekte haklısınız, web2.0 hakkında kişisel görüşlerini calacanis.com adresinde paylaşan biriydi, ee başka? diyorsanız Mahalo’nun kurucusu, ve daha önce de Weblogsinc’i kurup AOL’a satan insan.
Blog yazmayı bırakması bence hiç önemli bir gelişme değil, mesela ben son bir senedir falan okumadım onun blogunu, daha önce okurdum, ama fazla egoist ve megeloman birisi olduğundan sıkılıp bıraktım, ama çok yüksek kişiliği olan birisidir, yaptığı işte tutkulu, rekabete gelince çok agresif, kısacası tuttuğunu etle birlikte koparan birisi.
Neden bırakmış, uzun mesele, ama ben biliyorum, hatta bir çok kendi blog yazısında olan tartışmalar ve başka bloglarda onun hakkında yazılanlar hakkında tartışmalarda olduğum için onun neler yaşadığını da anlayabiliyorum. iyi de yapmış bence, öyle işte…
Son bir hafta baya bir inişli çıkışlı gelişmeler yaşandı hayatımda ve çok farklı ruh hallerinde olduğumu itiraf etmeliyim. Bazen kendimi yerle sürünüyor hissederken bazen de çok hafiflediğimi, hatta başka birisi veya içimden yeni bir insan doğmuş gibi hissettim. Bugün ise beni çok mutlu eden birşey yaşandı. Tekrar hayal kurmaya başladığımı farkettim. Çok komik ama öyle. Hayallerle yaşayan ve hayatımı çoğu zaman hayallerim etrafında kuran birisi olarak, hayallerim hayatımın çok önemli ve yönlendirici parçası. En son 2 sene önce çok büyük ve ulaşmak için çabaladığım hayallerim vardı, bazıları gerçek oldu bazıları da olmadı ama kötü kısmı o ki ondan sonra pek bir hayalim yoktu, ama son birkaç gündür hayallerimin tekrar bana döndüğünü hissettim. Tekrar yeni planlar, yeni fikirler ve elde etmek için bütün gücümle çaba harcamaya hazır olduğum hayallerim var artık:) çok psikopatça bir yazı ama içimdekilerden utanmıyorum ve saklamak da istemiyorum. Hayal diye arattırınca güzel bir resim buldum, onu da eklmek istiyorum yazıma.

Опять как то фигово все. Прошла денеля, сегодня в первый раз за неделю случайно встретились, выглядела не важно. Почему то чуствую себя виновным, не смотря на то что причина исходила не с моей стороны. Ненавижу чуствовать себя причиняющим другим боль. Постарался поговорить, успокоить, без толку. Не прошло нескольких минут она ушла в слезах, опять. Чтобы зделать легче готов на все кроме одного, того чего уже не вернешь. Очень хотелось бы чтобы она переносила это легче, но увы она не из тех, даже из тех кто переносит это худше всех. Эхх, елка зеленая, почему все так хреново.

Okuduğum bölüm ve teknolojiye olan ilgimden dolayı Microsoft’un WorldWide Telescope’unu uzun süredir takip ediyorum. Bir Microsoft Research harikası WorldWide Telescope artık sitesinde hazır, indirilmesini bekliyor. Read the rest of this entry »
Hayat çok pahalı arkadaşlar ya. Hele hiç burs almayan bir öğrenci için
Lüx hayatın yanından bile geçmeyen yaşam stilim için, aylık 135YTL yurt ücretini saymazsak, her ay ortalama 500-620 YTL harcamak zorunda kalıyorum. Read the rest of this entry »
Evet sayın seyirciler, iphone sahibi olmak isteyip de yurtdışından getirtip yazılımı kırmak gibi sorunlarla uğraşmak istemeyenlere müjde, Bugün Vodafone ile Apple arasında yapılan bir anlaşmaya çerçevesinde Vodafone Türkiye dahil 10 ülkeye iPhone satışı yapmaya başlayacak. Read the rest of this entry »
Superbad filmini izlemişsinizdir, izlemediyseniz 2007′nin en güzel komedilerinden birini kaçırıyorsunuz demektir, mutlaka izlemelisiniz.
Filmi izleyenler sahte Miami ehliyeti ile içki alan McLovin’i hatırlıyordur:) Şundan bahsediyorum:
İşte Havaii’de verilen gök kuşağı resimli bir ehliyet siz de istiyorsanız bu siteden kendinize bir tane yapabilirsiniz.
Benimkisi şöyle birşey çıktı:) nasılım? bunu print edip dalıyorum en yakındakı bakkala:)
Tomi onunla yürürken resmimizi çizdi, msn üzerinden tabi. Gelişmekte olan rusçası ile isimlerimiz de yazmış:)
Sokakta falan karşılaşırsak korkmayın, biziz:)
Yorumlar